Phaselis ( Faselis ) Antik Kenti

Ne zamandır aklımda Phaselis vardı. Genelde Olimpos ve Phaselis daha uçarı gençlerin yakıldığı yerlerdi. Bizler ise kültür turu peşinde biraz daha içeride kalan “Likya Yolu” nu adımlar nedense sahillere inmezdik.

Phaeselis ‘in Planı

Phaselis aklımda kalmış. Buraya da, hazır gelmişken gidelim diyoruz. Ama nasıl gidilir sorusu her zaman ki gibi muamma.

 Gözümüzü karartıyoruz. Kemerden kalkan Tekirova minibüsleri eğer yolcuları varsa Phaselis ‘e giriyorlar. (3 TL adam başı)

Antik Kent Yollarında…

Bizden başka kimse araçtan inmiyor. Giriş ücretli ama müze kartlarımız ile giriş yaptığımız için herhangi bir ücret ödemiyoruz. Ama kartsız geçiş adam başı 8 TL. Bununla beraber özel araçları ile çok sayıda insan giriş yapıyor.

 On, on beş dakika kadar asfalt yolda ilerliyoruz. Çam ağaçlarının arasından sızabilen gün ışığı tehditkar bir şekilde vücudumu yakıyor. Zaten birkaç gündür kendimi ne kadar sakınırsam sakınayım, ne kadar yağlanırsam yağlanayım güneşin gazabından kurtulamamış durumdayım.

 Yol ilginç. Çamların diplerinde biten makilerin arasında kimi zaman kırılmış kimi zaman devrilmiş lahitleri görebiliyorsunuz. Hatta yolda ilerlerken çam ağaçlarının birisinin tepesinde çok büyük bir kuş yuvası gördük. Enine değil de boyuna büyümüş dev bir kuş apartmanı adeta.

 İlk derli toplu yapı yolun solunda yer alan ve tapınak olarak nitelendirilmiş taş yapı. Bundan sonra sahile dek tekdüze bir şekilde ilerliyorsunuz.

Antik kentin üç limanı var. Bunlardan yolun bitiminde yer alan ikisi taşlı ve yosunlu. Zaten dalga da aldığından girmek için de pek müsait değil. Fakat solunuza su kemerlerini sağınıza da bataklığı alıp şehrin ana caddesi olan “cardo maximus” una uzanırsanız işin rengi değişiyor. Bu caddenin altında şehrin kanalizasyon sistemi bulunuyormuş.

Phaselis Likya – Pamfilya sınırında yer almakta. MÖ 690 ‘larda Rodoslular tarafından kurulmuş şehrin elbetteki bir kuruluş efsanesi var. Buna göre Lakios ve arkadaşları kent kurmak için buraya geldiklerinde Kylabras adında bir çobana denk gelirler. Kurutulmuş balık karşılığında burayı satın alırlar. Bunun anısına ileri dönemlerde tanrılara adak olarak kurutulmuş balık sunarlar. Epeyce ucuz bir adak olduğu için diğer kentlerce cimrilikle suçlanırlar ve basit ve ucuz işler için “Phaselis adağı” diye bir deyimin doğmasına neden olurlar.

Phaselis

Phaselisler ticari açıdan epeyce uyanık biliniyorlardı ama bu uyanıklık saygıdan çok nefreti doğuruyordu. Dünyanın en düzenbaz ve açgözlü insanlarının burada yaşadığına inanılırdı. Borç aldıklarında asla ödemedikleri çünkü ödeme yaptıklarında mallarının eksildiğine inandıklarına dair söylentiler antik Yunan düşünür ve gezginlerinin notlarında yer almaktadır. Belki de bunda belirli zamanlarda insanlara, kökenlerine bakmaksızın belirli bir ücret karşılığı vatandaşlık hakkı vermeleri yatıyor olabilir. Gerçekten bir ton ne idüğü belirsiz kişiyi şehre vatandaş olarak alıp kaliteyi düşürmüşte olabilirler pek çok kölenin efendilerini soyup burada vatandaşlık yani özgürlük satın almaları ile kölelik ve liyakat sistemine darbe de vurmuş olabilirler. Kim bilir…

Ama halkı gerçekten zekidir. Bizim İstanbullular İskender ile kapışıp başlarını belaya sonuna dek sokarken Phaselisliler kral tacını ona gönderip şehre davet ederler. Ama sonrasında işler tersine döner. Korsanlar Romalılar gelene dek şehri idare eder. Romalılar gittikten sonrada tabii. Bizans gelince Araplar da gelir. Sonrasında Selçuklular şehri kuşatır ve alırlar ama burada durmadan giderler. Artık buranın yerlileri de burada durmazlar ve onlarda şehri kaderin eterk ederler.

Cardo Maximus

Kitabelerde Likya dili kullanılmamış bir tür Dor lehçesi kullanılmış.

Cardo‘ nun solunda şehrin amfitiyatrosu var. Pek büyükçe olmasa da üst basamaklarına çıktığınızda uzaklarda yer alan yamaçları görebilme imkanınız olacak. Muhtemelen bir fay kırığı olmalı. Tiyatronun üstü ise akropol ama çalılar hemen her şeyi örtmüş.

Aynı şekilde yolun sağında da eski konutlardan kalanlar, tapınak yıkıntıları ve duvarlara yaslanmış grekçe kitabeler görülebilmekte.

Şehrin Antik Tiyatrosu

Cardo ‘nun sonu sahil. Sahile denizden teknelerle gelen turistlerden de ücret alabilmek için bir gişe de buraya yerleştirilmiş. Sahil eşim için hayalkırıklığı oldu. O, sahili sanki Miami sahili gibi geniş bir kumsal olarak düşünüyormuş. Nasıl anlattıysam J Sahil genelde taşlık, berisinde çam ağaçlarının gölge yaptığı ve her bir gölgenin yurdum insanınca işgal edilmiş olduğu bir yer.

Koy rüzgara dolayısıyla dalgalara kapalı bir sahile sahip. Öteki kısımlarda sahilde daha çok kum var ama bulunduğumuz yere uzak kalıyor biraz. Su çocuklar için ideal. Zemin tamamen kum ve su yavaş yavaş derinleşmekte. Dalga olmadığı için deniz de bulanmıyor. Sakince durduğunuzda boy boy kefalin ve başka türlü balığın yüzdüğünü görebiliyorsunuz.

Benim de oğlum buradan çok hoşlandı. Boyunu aşmaması, rahatça suda yürüyebiliyor olması onu mutlu etti. Kendi başına oynarken tanıştığı üç kardeş (Mustafa, Kayra ve Kerem) ile kaynaşıp hemen beraber oynamaya başladılar. En büyükleri olan Mustafa ‘nın sevinçle sahildeki ebeveynlerine “bir arkadaşım oldu” diye bağırışını, kardeşlerinin “yarında gelecek misiniz?” diye defalarca soruşlarını anlatamam –ve unutamam da- Hatta bir ara amfitiyatroya fotoğraf çekmek için gitmiştim; döndüğümde dört kafadarın birlikte sessizce konuşurken görmüştüm. Sonrasında öğrendim ki, ertesi gün ailelerini tekrar buraya getirip oynayabilmek için plan yapıyorlarmış. Çocuk aklı…

Faselis ‘in misafirleri

Çocuklarla konuşurken yüzüm kıyıya dönüktü. Yüzüp serinlemek için geriye dönünce arkamın yedi sekiz tane gezi teknesi ile dolduğunu gördüm. Aşırı gürültülü ama minik güvertelerinde çok sayıda bikinili hatun (süper zum sağolsun) koya doluşmuş durumdalar. Zaten koyun ıssız köşelerinde etrafınızı dikkatlice inceler bakınırsanız kalabalığın yaptığı tahribatı ve pisliği de ne yazık ki görebiliyorsunuz.

 Artık dönme vakti. Güneş daha da yükseldiği için çam ağaçlarının iğne yapraklarının karınca kararınca sağladığı perde de artık işlevini yitirmiş. Yanımızda getirdiğimiz içme suları rahatlıkla çorba yapımında kullanılabilecek kıvama gelmiş. Phaselis ‘in girişinde yaklaşık yirmi dakikayı aşkın bir süre oturup bekliyoruz. Nihayet minibüslerden biri Phaselis ‘e gelip bize sonradan katılan Rus çiftle beraber bizi alıp Çamyuva ‘ya götürüyor

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s