Kemer

Kemer ‘e çocukken belki de, ne beklisi kesinlikle oğlumdan yaşça daha küçükken gelmiştim ailemle beraber. Daha ötesine geçmemiştik. Zaten araştırdım da pek yolda yokmuş o zamanlarda. Hatırladıklarım arasında da pek bir yeri yok Kemer ‘in.

Kemer Saat Kulesi

Muhtemelen Kemer ‘e gitmememizin sebebi tarihi bir yanının olmamasından kaynaklanıyor. Eskiden burada bir Likya kenti olduğu sanılıyor. 1900 ‘lü yılların başında bir köy konmuş ama her yağışın ardından bu köyü seller vurmuş.60 ‘lı yıllardaki sellerin birinde epeyce insan helak olmuş. Bunu engellemek için köyün dışına bir set yapılmış. Bu yüzden o zamanın köyüne yani bugünün Kemer ‘ine Kemer ismi verilmiş.

Hava cehennemi bir sıcakla kavuruyor adeta. Bizimkiler benimle beraber Kemer ‘e gelmek yerine odada dinlenmeyi, kafalarına estiğinde ise havuza girmeyi tercih ediyorlar. Kızamıyorum ve havanın aşırı sıcak olması nedeniyle de zorlamıyorum. Benimkisi aslında bir tür inat olmalı.

Kemer

Minibüse atlayıp kısa sürede Kemer ‘e varıyorum. (adam başı 3 TL) Yol boyunca İstanbuldan birkaç sene önce Çamyuva ‘ya taşınmış bir kadın ile onun tatil için gelen yeğeni ile lafladım.

Kemerde caddede iniyoruz araçtan. Gölgelerden ilerliyorum. Kasabanın sahile doğru giden uzunca bir caddesi var. Dükkanlardaki fiyatlar hesaplı denilebilir buna bir de Avrupalıların alım gücünü de hesaba katarsanız onarın gözünde ürünlerin inanılmaz derecede ucuz olduğunu da söylemeniz mümkün oluyor.

Sahildeki parka ulaşıyorum. Burada turizm bürosu var ama uzunca bir öğlen molasının ortasındalar. Parkın ortasındaki termometre 43 dereceyi göstermekte. Gayri ihtiyari olarak elimi kafamın üstüne götürünce neredeyse yanacak kadar sıcak olan saçlarıma dokunuyorum. Buna karşın İngiliz olduğu aşikar turistler yanlarında çocukları ile üstlerinde herhangi bir şey olmaksızın parkta sahile doğru yürüyorlar. Kemer ‘in meşhur Rus nüfusuna da henüz denk gelmiş değilim. Sabahlara dek eğlendikleri için bu saatlerde muhtemelen uykularının ortalarında olmalılar. Onların yerine ortalıkta İskandinav kızlar dolaşmakta. Onca güzelliklerine rağmen bakışları karşılarında anlam içeren hiçbir şey görmüyormuşcasına boş.

Sahile vardım da sahil demese miydim acaba? Çünkü parktan sonrasında rahatlıkla otellerin ötesinde bir yerler olarak nitelendirilebilir. Tüm oteller sahili kapatmış. Belediyenin halk plajı ise o kadar dolu ki herhangi bir insana basmaksızın yürüyebileceğimi sanmıyorum. Yapacak bir şey bulamadığımdan kendimi denize paralel uzanan bir caddeye atıyorum. Yola paralel akan derenin kurumuş yatağı solumda kasabanın Antalya tarafındaki çıkışına dek yürüyorum. Tam burada kasabanın meşhur diskoları yer alıyor. Benim eğlence anlayışım ile tamamen zıt mekanlar…

Kemer – Otellerin ardı deniz

Bir paralel caddeye geçip geriye doğru ilerliyorum bu kez. Antalya ‘ya giden minibüslerin durağı yolun solunda, Tekirova ve ötesine giden minibüslerin durakları ise yolun sağındaki Carrefour ‘un önünden kalkmakta.

Kemer ‘in saat kulesi ise yeni bir yapı. Taraçasında bir şeyler içmeniz, bir şeyler yiyebilmeniz mümkün. Onun dışında yapısal anlamda tarihi herhangi bir şey göremedim. Ama burası bir bakıma kasabanın kalbi olarak nitelendirilebileceği için çok sayıda insana denk geliyorsunuz. Burada karma evliliklerin sayısı çok olmalı. Çocuklarıyla ağdalı bir aksanla Türkçe konuşan çok sayıda Rus anneye denk geldim kısa sürede.

Sıcaktan kaçmak için son çare Carrefour ‘a sığınmak oldu. İçerisi inanılmaz derece serindi. Çıkmak istemedim ama dönmem gerekiyordu

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s