Şam ( Türkiye ‘ye dönüş ve Suriye hakkındaki düşüncelerim)

Gün – 8

Otobüs 22 ‘yi biraz geçe  neredeyse tamamen dolu olarak kalkıyor. Bir gün önce Türkiye ile Suriye arasında vizenin kalktığını öğreniyoruz. Allahtan Lübnana, Ürdüne gireceğiz diye çoklu giriş vizesi alıp 130 euro vermemişiz.

Otobüsün içi buz gibi. Garajdan geç çıkılıyor. Bir polis içeri girip giriş çıkış tarihlerini kontrol ediyor. İki tipi indiriyorlar.Bir müddet sonra bunlar tekrar araca dönüyor.

Vatana doğru dönüş yolundayız. Uyumak istiyoruz ama uyuyamıyoruz. Sigara içmek için duruyorlar, tuvalet için duruyorlar. Hayatım boyunca girdiğim en iğrenç tuvaletlerden birine giriyorum. Koku o denli keskin ve yoğun ki üzerime siniyor.

Bir mola daha. Önümde Şam elçiliğinde okutman olarak çalıştığını öğrendiğim beye yaklaşık olarak nerede olduğumuzu soruyorum. Sınıra 70,80 km diyor. Saat daha 03:30 . Nasıl bu kadar çabuk geldik buraya Tanrı bilir.

Suriye tarafı bu kez çabucak geçiliyor. Freeshopçular nedeniyle gene zaman kaybediyoruz.. Allahtan Türk tarafı daha da hızı geçiliyor. Ben okutman bey ile konuşurken Uğur uyuya kalmış. Dışarıda, uzaklarda bir yerlere sıklıkla yıldırımlar düşüyor, çakan şimşekler göğü aydınlatıyor. Eğer Şama gidecekseniz önceden elçiliği aramanızı öneririm. Günlüğü 1000, 1200 SP karşılığında taksi kiralamanıza yardımcı oluyorlarmış. Böylece hem tanınmış,bilinen taksicilerle gezme imkanınız oluyor hemde taksiciler bu işi sürekli yaptıkları için ortalama bir rehberin bilgi düzeyine erişmişler. Böylelikle rehber masrafından da kurtulmuş oluyorsunuz.

6 gibi Hatay garına iniyoruz. Sere serpe uzanıp yatan turistler,bekleyen her tipten insan. Fakat bizi İstanbula götürecek firmadan kimseler yok ortalıkta henüz. Ya elimizdeki bileti varsa bugün uygun bir saate çevireceğiz yada iptal edip başka bir firma ile yolumuza devam edeceğiz.

8 gibi bir görevli geliyor. Dışarıda hava iyice karardı bu arada. Derdimizi anlatıyoruz. Önce bilet iptal olmaz diyor sonra ise yetkili müdürler gelsin diyorlar. Bekliyoruz. Nihayet yetkili kadın geliyor. O da önce olmaz diyor. Uğurla sinir yarışına giriyorlar ve ortalık geriliyor. Halbuki saat 10 ‘da Ankaraya ek bir otobüs var ve aktarma yaparak erkenden İstanbula dönebiliriz. Derken bir yağmur boşanıyor. Kısa ama etkili. Ardından bir daha ama bu epeyce uzun sürüyor ve daha da etkili yağıyor. Öyleki garın tavanındanki belirli noktalardan içeri sular damlamaya başlıyor. Normal kalkış saati olan 16 ‘ya dek Hatay ‘a inip gezme imkanımızda yok artık. Kadının yanına gidip konuşuyorum. Arbiter of elegance sihri işe yarıyor. Kadın daha demin ortalığı geren taraflardan biri değilmiş gibi yardımcı olacağını söylüyor.

Otobüs onbeş dakika kadar önemsemeyeceğimiz kadar az bir rötarla gardan ayrılıyor. Önce Suriyeli bir aileyi ardından İskenderundan Ereğliye gidecek onbeş eri alıp yola devam ediyoruz. Yol uzun. Haberimiz olmadan Hatay ‘a kadar ne kadar uzun bir yolculuk yapmışız.

 Adana Pozantı arası yol zorlu ama oldukça güzel. Yol kenarında çok sayıda şalgam suyu satıcısı var ama nasıl taşıyacağımı bilemediğimden alamıyorum. Ama dağlar pek bir güzel.

Nevşehire gelirken daha Hasandağı bizi karşılıyor. Geçen seneden selamımız var. Yol kenarında çökmüş, kurumuş küçük göletlerden kalan çukurlara baka baka biri Ordulu diğeri Yozgatlı asker kardeşimiz ile konuşa konuşa gidiyoruz yolda.

Tuz Gölü kıyısına akşam yaklaşırken gün batımını seyreden turistler dolmuş. Göl bu sene gözüme daha dolu göründü. Umarım yanılmamışımdır. Yolun sağında ise kırmızı killi dağlar duvar gibi uzanmakta. Yol uzun. Ama her bir anı görmeye değer.

Ankaraya varıyoruz. Şoförümüz söz verdiği gibi bize bir otobüs buluyor. Onlar bir iki saat kadar dinlenip Hatay ‘a dönecekler. Askerlerle vedalaşıyoruz. 8: 30 da otobüs İstanbula doğru harekete geçiyor.

 

Son söz…

Suriye rahatlıkla ucuza gezilebilecek bir ülke. Genelde tahmin edilenin aksine ülke oldukça güvenli. Çok sayıda Avrupalı, Amerikalı ve Uzakdoğulu turist ülkeyi gezmekte. Hatta tek başına dolaşan çok sayıda kadın turistede rast geldik. Gördüğümüz kadarıyla rahatsız eden kimsede olmadı.

Gezilebilecek yeri çok demiştim. Toparlamam gerekirse Latakia denilen ve Lazkiye dediğimiz şehir denize girilebilecek güzel bir sahile sahip. Buradan benzeri bir yerleşim olan Tartus ‘a ulaşabilir yada Ugaritlerin en önemli yerleşimlerinden Ebla ‘ya da gidebilirsiniz. Lazkiye ‘yede Halep ‘e olduğu gibi Hataydan ulaşım mümkün ama Halep ‘e oranla sayıları az. Lazkiyeye çıkışlar Samandağı üzerinden yapılıyor.

Halep büyük bir şehir. İçini iyi gezdiğimize inanıyorum. Ama yirmi kere gidilse her seferinde gözden kaçmış bir ayrıntıyı gösterecek bir izlenim veriyor insana. Çevresindeki ölü şehirler denen bizans devrinden kalan kimi yerleşimler mevcut. Bunlar içinde en önemlisi St.Simeon da denilen Qalaat Saman. Yakınlarındaki Deir Saman, Serjilla, konik mezarları ile Al Bara, Qalb Lozeh başlıcaları. Yakınlardaki Iblıd şehri de gezilebilecek yerler arasında. Bu mekanlara hosteller tur düzenliyor. Bununla beraber taksicilerle anlaşırsanız hızlı bir şekilde gezebilme imkanınız olabilir. Genelde tüm ören yerleri gibi sapa yerler olduğu için mikrobüslerle belirli bir noktaya dek gidebilir sonrasında da epeyce yürümek zorunda kalabilirsiniz.

Eğer Suriyedeki toprağımız Caber Kalesine gitmeyi düşünürseniz öncelikle Halep elçiliğinden izin almanız gerekmekte. Şehre oldukça uzak kalmakta.

Şam ‘a hatta Ürdün ‘e gidecekseniz Hama ‘dan geçeceksiniz demektir. Buradaki otellerde Apamea ve kalelere turlar düzenlemekte. Şehir içinde bizim bulamadığımız bir müze mevcut.

Humusta dediğim gibi fazla kalınacak birşey yok. Ama geçerken uğranılabilir.

Şam. Çok dolaştık. Ama gidemediğimiz yerlerde var haliyle. Tek başına Palmyra ‘ya gitmiş olmamız bile turun tümüne bedeldi. Şam içinde Seyyide Zeynep Türbesi ve Muhiddin Arabi camii ve türbesi gezilebilir. Bu sonuncusunda caminin bir ekstrası olduğunu sanmasam da Muhiddin Arabi islam felsefesinin önemli ve ekzantrik tiplerinden.

Hristiyan tarihi ile ilgileniyorsanız yada meraklısıysanız Malula kasabasına uğrayabilirsiniz. Tekla manastırı gibi yapılar ın bulunduğu kasaba dünyada İsa peygamberin dili olan Aramicenin konuşulduğu bir iki yerden biri.

Daha güneyde Ayn Dara şehri yakınlarında Bosra kenti var. Kent amfitiyatrosu ile meşhursa da aslında gezilecek çok yeri var.

Ülkenin Irak sınırına yakın yerlerde yerleşimin azlığı ve dolayısıyla ulaşımın güçlüğü nedeniyle pek gezilecek yer yok gibi biliniyor. Fakat Türkiyeden bir grubun fotoğraf amaçlı olarak yöreye yaptığı bir geziye ait fotoğraf ve notlara bakınca yörenin kendine has bir egzotikliği ve zenginliği olduğunu farkettim.

Bunlar benim bildiklerim.

Ülkeye gitmeden yapılması gereken bazı trikler var. Öncelikle selamlamadan tutun temel ihtiyaçları karşılayabilecek kadar kelimeyi ezberlemeniz gerekli. Gerçi iyi niyet ve anlayış ile pek bir sorun yaşamadan istediğiniz herşeyi yapabiliyor olacaksınız. Ama bu detaylar konforu sağlayacak bunu bilin. Ayrıca Arapça sayılar ve harfleri bilerek gitmenizde sizin için bir başka artı olacaktır. “Tenzilat ya tacir” dediğinizde bile yüzleri gülen, sizi iyi Arapça bilen biri sanan adamlar bunların çoğunluğu.

Gitmeden kalınabilecek otelleri, yemek yenebilecek yerleri ve fiyatlarını araştırmanız, gezilecek noktaları tespit etmeniz, bunları bilerek gitmeniz size inanılmaz zaman kazandıracak. Ne yazıkki internette Suriyedeki şehirlerin kaliteli haritaları bulunmuyor. Ne yazıkki bir İtalya gibi turizm sektör olmadığı için detaylı haritalara da ulaşamıyorsunuz. Bulduklarınızda ya tamamen Arapça yada A4 boyutunda yazdırmaya kalkışıldığında başarılı performans gösterememekte.

Yemekleri de bize pek uzak değil. Biraz yağlıca olan ve shawarna denilen birde dönerleri var. Felafel ‘i tattım doyurucu ama benim tarzım değil. Halep kebabı çok khois (güzel ) J Tatlılara gelince baklavanın başkenti Halep. Ama ben bizim ülkenin baklavalarına veriyorum oyumu.

Kötüyü de düşünelim. Bir yerde kaldınız yada huzursuz oldunuz. Tıpkı Türkiye gibi kuralların olmadığı bir diyar burası. Her an bir başka seçenek çıkabiliyor önünüze. Taksi tutmak oldukça ucuza gelmekte.Ama toplu taşıma o kadar ucuz ki taksi pahalı gelebiliyor zamanla. Hatta bir kaç kez toplu taşıma araçları ile yolculuk yaparsanız taksilere karşı soğuyorsunuz. Ya da paniklediniz. Selam verip Türk olduğunuzu söyleyin. Unutmayın yabancı değilsiniz. Bin yıldır biz buradayız.

Son olarak buralarda yoktur diyerek çantanızı ıvır zıvırla doldurmayın. Burada da herşey var ve daha ucuz. Ha, çok kaliteli değiller. Bizdeki ortalama bir mal burada kalite olarak geçiyor. Normali İbo, genci okumuşu bizim popçuları dinleyen bir kitle burada.

Bu arada ülke çok büyük bir pazar olabilir bize. Çok büyümeye potansiyeli var. Bu büyüme bizim kontrolümüzde ve etkimizde olursa faydalarını saymaya ihtimal yok. Büyümeye kararlı oldukları turizme yönelik hareketlerinde kendini göstermekte. Ülkedeki tüm tarihi yapılar restore edilmekte. Şimdilik neye sahip olduklarının pek farkında değillermiş gibi görünüyor. Ama uyandıklarında bizim için çok geç olabilir.

Gözü kapalı Suriyeye gidin. Vize de kalktı zaten. Dedikleri gibi “Ahlan wa sahlan !”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s