Floransa -1

Satyricon ‘da “işler ters gitmeye görsün ” diye başlayan bir bölüm vardır. İşler hele bir ters gitmeye başlasın durdurmak epeyce güçleşir.

Bizim içinde durum pek farklı olmadı. Saat 9 gibi çıkarız, kendi başımıza gezeriz derken, nasıl olsa turda bizi götürüyor; gidiş dönüş ulaşımı için boşa masraf yapmayalım dedik. Demez olaydık J

 

Kısaca ama çok kısaca Floransadan bahsedelim. Etrafı epeyce termal ile dolu olduğu için Romalılar lejyonerlerin dinlenebilmesi  için burada epeyce kaplıca kurmuşlar. Şehir Fiorentia adıyla Ceasar tarafından kuruldu. Böylece lejyonerler Romadan hem uzak tutulmuş hemde gerektiğinde çabucak toparlanacak kadarda yakında bekletilmiş. Tipik Romalı aklı.

Romanın batı kıyısı dağılınca tüm Toscana da zamanla şehir devletleri kurulmuş. Floransalılar bankacılık ve dokumacılık ile uğraşan bir cumhuriyetken Medici ailesi başa gelmiş ve akılcıl hamleler ve entrikalarla ilkin diğer Toscana şehirlerini gerek savaşlar gerekse zorlamalarla kendilerine bağlamışlar. Mediciler döneminde şehir rönesansın başkenti olmuş. Maddi güç (ki ilginç örneklerine yer vereceğiz ilerleyen satırlarda) pek çok sanatçının buraya gelmesine yada getirtilmesine vesile olmuş. Bunların başında Medici ailesinin yanında yaşayan ve onların istediği tüm eserleri yapan Michaelangelo gelmekte.

Şehrin simgesi zambak çiçeği. İtalyanlar Firenze demekte. İtalyan birliği kurulduğunda ilk başkent burası olmuş. İtalyancanın en iyi konuşulduğu yerin burası olduğu söylenmekte. Ayrıca Floransalılar parayla o kadar içli dışlı olmuş ki bugün pek çok ülkenin para birimi olan Florin şehrin adından türemiş.

Otobandan Toscana ‘nın dağlarını, tepelerini aşarak bir müddet yol aldık. Yol kenarlarında büyük saksılar içinde ağaçlar sıralanmış. Öğrendik ki İtalyada orman yangınlarından sonra devlet bu adamlardan yetişkin ağaçları alıp yanık bölgelere ekermiş. Böylece orman alanının geri kazanımı daha başarılı ve hızlı olmakta. Neyse Floransa ‘ya geldik ama şehrin girişini bulamadığımız için şoförümüz sayesinde epeyce zaman kaybettik. Trenle gitmiş olsaydık şehir içinde yaklaşık 12 km. lik bir yürüyüşle kendi göbek bağımızı kendimiz kesmiş olacaktık. Olmadı.

Şehrin banliyölerini, uyduruk mahallelerini bile gördükten sonra şehrin doğu taradındaki, Arno kıyısındaki girişlerden birisinde aracımızdan inerek turumuza başladık. Ancak şunu da söylemeliyim, o neresi olduğunu bilemediğim mahallelerde de epeyce ilginç ama metruk kilise yada manastır yapılarının varlığı söz konusu.

Önce Arno nehrinden bahsedeyim. Bir gün önce Pisada gayet sakince akan nehir Floransa da biraz acımasızca akabilen bir nehir. Nehrin geniş bir yatağı var. Vlatava ‘daki gibi taşkınlarda nehrin hızını dizginleyebilmek için kimi yerlerine setler inşa edilmiş. Son büyük taşkın 1966 ‘da olmuş. Suyun yükselişinin anısına bir plaket Santa Croce meydanının köşesine  çakılmış. Taşkın olacağı yetkililer tarafından öğrenilince durum sadece Ponte Vecchio ‘daki kuyumcu dükkanlarına bildirilmiş. Ölen sayısı için net bilgi yok ama tarihi eserlerin aldığı zararın hesaplanması pek mümkün değil gibi.

Neyse nehre dönelim. Güney kıyısında, nehir boyunca dizili duran ve bakıma ihtiyacı olduğu her halinden belli binalar ve nehir yatağının kenarında birikmiş toprak alanlarda balık tutan yada tutarmışcasına takılan kişiler güzel manzaranın parçaları.

Ayrıca bulunduğumuz noktadan nehrin iki kıyısındaki Roma dönemi iki burç görülebilmekte. Hoş bir detayda şu. Nehir kıyısındaki aydınlatma direklerinde lambaları taşıyan direkleri bir kamplumbağa sırtlamakta.

Şehre doğru yürüyoruz. Solumuzda Arno, askeri hapishaneyi geçtikten sonra önce kütüphanenin güzel binasının önünden geçip Santa Croce meydanının önündeki meydana ulaşıyoruz. Santa Croce kutsal haç anlamına gelmekte. Beyaz, İtalyan mermeri dediğim malzemeden neo gotik tarzda bir ön cephesi var. Üç giriş kapısıbulunmakta  ve alışıldığı gibi ortadaki kapının gerek işlemeleri gerekse üstündeki mermerleri diğerlerinden daha da güzel ve zarif. Çan kulesi 1512 ‘de yıldırım çarğması sonucu yıkılınca 1842 ‘de bu görülen kule inşa edilmiş.  Güzel görünümü, dünyanın en büyük Fransisken kilisesi olması gibi özelliklerinin yanısıra Floransalı Galileo, Machiavelli, Michaelangelo gibi pek çok ünlüye de son uykularında eşlik etmekte. Kilisenin içine giremedik. Önünde epeyce bir sıra olduğu için sonra gireriz dedik, giremedik. Böylelikle Stendhal sendromuna yakalanmaktan da kurtulduk. Gerçektende böyle bir hastalık var. Stendhal efendi Floransaya gelipte duomoydu, campanileydi deyip gezip birdeburaya gelince başı dönmüş kendinden geçmiş. 1979 ‘da literatüre girmiş.

Kilisenin önünde pek çok İtalyan şehrinde de olduğu gibi pastel rengi binalarla çevrili bir meydanı var. Bu meydanın  – kiliseye göre- solundaki binada beyaz üzerine epeyce hoş kalem işine benzer bir çalışma ile desenler yapılmış. Meydanın bir başka özelliği ise  rugby benzeri bir oyunun neredeyse yüzyıllardan beri oynanıyor olması. Hatta oyunu oynayanların arasında papaların, asillerinde olduğu söylenmekte. Haziran ayının üçüncü haftası bu etkinlik yapılmakta.

Buradan Signora meydanına ulaşmak için yola düşüyoruz. Dar sokaklardan birinden geçerken şehrin adliye sarayını görüyoruz.Gerçekten harika, saray gibi bir bina bu.

Signora Meydanı şehrin kalbi. Tahminimce Floransa insandan çok heykel barındıran bir şehir. Meydan bir çok heykel ve anıta  ev sahipliği yaptığı  gibi Savonarola gibi önemli kişilerin idamlarına da ev sahipliği yapmış.

Önce arkadan Fontana di Nettuno ‘yu görüyoruz. Ammannati tarafından  1575 yılında Toscana devletçiklerinin deniz zaferlerini nitelemek amacıyla yapılmış. Dört atın çektiği istiridyeden bir arabanın içinde Neptün görülür. Yanında 1. Cosimo ‘nun at üzerindeki heykeli bulunur. Cosimo için Medicileri tefecilikten otoriter bir güce kavuşturan adam denilebilir. Paraya hükmeden herkes gibi biraz deli, biraz menfaatçi ama tamamen fırsatçı bir kişiydi. Kimseye güvenmediği için Palazzo Vecchio ‘ya kadar karşıdaki Palazzo Pitti ‘den gizli bir yolu Vasari ye yaptırdı. Paranoyaklığı nedeniyle karısıda dahil pek çok kişiyi ortadan kaldırdı. Bir kuşak öncesinde gelen Lorenzo ‘da pek farklı değildi. Fatih ‘in İtalya seferini haber alır almaz hemen ön tarafında Fatih ‘in arkasında kendi yüzünün yer aldığı altın paraları bastırmıştı.

Neyse Palazzo Vecchio yani eski saray günümüzde de belediye binası olarak kullanılmakta. Medici zamanında yüksek çan kulesindeki çan çalınır ve halkın meydana dolması sağlanırdı. Bu şekilde şehrin yöneticisi (yani herhangi bir Medici) halka alınan kararları bildirmekte. Sarayın girişinin hemen üzerinde Toscana kiliselerinin hepsinde bulunan YHS yazısı bulunmakta. Bu İsa insanlığın kurtarıcısıdır anlamına gelmekte.

Ayrıca sarayın dış duvarlarındaki çıkmalarda Toscanada yer alan ve Floransaya tabi olan şehir devletlerinin armalarını görebilirsiniz.

Fakat meydanın en güzel köşesi Loggia dei Lanzi ‘nin altındaki heykellerle dolu kısım. 1382 yılında Orcagna tarafından tasarlanmış. Burada Cosimo ‘nun silahlı muhafızları yer alırmış. Buradaki en ünlü heykellerin başında Giambologna ‘nın yaptığı Sabinli kadınların kaçırılışı heykeli.  Bu en sağda yer almakta.  En solda ise Cellini tarafından yapılmış Perseus heykeli var. Bu Cosimo ‘nun düşmanlarının başına gelenlerin nitelendirilmesini güden bir eser.  Arka sırada ise Roma imparatorlarına ait olduğu sanılan heykeller var. Alana giriş için iki Floransa aslanının arasından geçmeniz gerekli.

Ayrıca arayın girişine yakın Davud heykelinin replikası görülebilir.

Uffizi ‘ye yöneliyoruz. Uffizi ofisler demek. Cosimo ‘nun çalışmalarını yapabilmesi için kullandığı bu mekanın da tasarımı Vasari ‘ye ait.  Buontalenti ve Parigi de çeşitli eklemeler yapmış. İçerisinde pek çok meşhur eser sergilenir. Boticelli ‘nin Venüs ‘ün Doğuşu da bunlardan biridir.

Ponte Vecchio ‘ya doğru giderken Uffizi ‘nin revaklı koridorlarının altından geçmeniz gerekiyor. Burada çeşitli kılıklara girmiş çok sayıda sokak tiplemesi görülmeye değer. Aama revakların altında, duvarlardaki nişlerde Medicilere ait çok sayıda heykel görülebilir.

Ponte Vecchio yani namı diğer eski köprü. Kendi gibi dünyadaki üzerinde dükkanlar olan dört köprüden en meşhuru. Bizde bunun ufak bir versiyonu olan Irgandı Köprüsü var. Köprü  ilkin 972 ‘de ahşaptan yapılır ama 1117 ‘de seller götürür. Ardından taş destekli yapılan köprüde 1333 ‘de yangına kurban gider. 1345 ‘te bu son hali inşa edilir ve 1565 ‘te Vasari koridoru ekler.  Yapıldığında kasaplar, dericiler ve aşk tacirlerinin yer aldığı dükkanlar 1.Ferdinando zamanında boşaltılıp kuyumcular vb yerleştirilmiş. Santa Trinita köprüsüne bakan taraftaki boşlukta Cellini diye birinin büstü var. Bunun ilginçliği ise üzerindeki kilitler. Bir kilit asıyorsunuz ve bir daha geldiğinizde bulup açıyorsunuz.

Buradan duomoya gitmek için gene sokaklara dalıyoruz. Piazza della Repubblica meydanından geçiyoruz.Burada zafer takı gibi kemerli devasa bir yapı iki benzer binayı birbirinebağlıyor. Başkaca bir numarası yok.

Artık duomo ile yüz yüzeyiz. Önce tam önünde yer alan Vaftizhaneyi anlatalım. Dante gibi önemli kişilerinde vaftiz edildiği yapının tarihçesi 4. yy ’a dek uzanmakta.Yapının kapıları meşhur. 1401 ‘de şehrin vebadan kurtuluşunu kutlamak için bir yarışma açılır. Yarışmaya büyük sanatçılar katılır ve yarışı Ghiberti kazanır. Kuzey kapılarını 21 yılda tamamlar. Bunun üzerine günümüzde Cennet Kapıları da denilen doğu kapılarını yapmaya başlar ve bunu otuz senede tamamlar. Kapı on rölyef panoyu içermekte. Panoların hepsi incildeki temaları betimlemekte. Kaynaklarda bronz olarak geçen ama benim altın sandığım kapıların orjinalleri duomonun müzesinde sergilenmekte.

Duomodan behsedelim. Asıl ismi Santa Maria del Fiore yani çiçeklerin aziz meryemi. Ön yüz sayısız heykeli barındırmakta. Ana giriş kapısının da bir başyapıt olduğunu söylemenin pek gereği yok. Yapının inşaatı 1296 ‘da Cambio tarafında nbaşlanmış ve yaklaşık 150 yıl kadar sürmüş. Dev kubbeyi Brunelleschi 1463 ‘te tamamlamış. Doksan metre yüksekliğinde, 37,000 ton ağırlığında ve 4 milyon kiremitten oluşan bu kubbe için kimi  kaynaklar kubbenin 16 yy.da çöktüğünü , 19 .yy da ise aslına sadık kalınarak tekrar yapıldığını yazmakta. Ama arada geçen zaman zarfında kubbenin durumu hakkında bir bilgi yok. Kubbenin içindeki Son Yargı frekleri Vasari tarafından başlandıysa da bitirmesi çırağı Zuccari ‘ye kalmış.

Kilisenin yanında Giatto tarafından yapılan çan kulesi yer alır. 1334 ‘te başlanan kulenin inşaası 1359’da mimarın ölümünden yirmiiki yıl sonra tamamlanabilmiş. Kule renkli mermerle (pembe, beyaz ve yeşil ağırlıklı ) kaplı.

Buradan Dante ‘nin evine ve sıklıkla gittiği küçük kiliseyi görmek için ara sokaklara tekrar giriyoruz. Labirenti andıran bu ara sokaklarda 7-8 kişilik küçük otobüsler işlemekte.

Tekrar duomo meydanındayız. Yemek yemek için bir yerler arıyoruz. Fiorentina adıyla anılan kanlı biftek ve tagliata adında bir et yemeği var. Tagliatayı denedik. Yok böyle birşey. Hıncal Uluç ‘un sayfalarca yazı yazacağı, Evliya Çelebi ‘nin uğruna menkıbeler düzebileceği mükemmel bir lezzet ama biraz pahalıca. Ama değer mi . Kesinlikle. İyice pişmiş iki kalın biftek parçası roka gibi yeşilliklerin eşliğinde takdim ediliyor. Fakat et kalın olmasına rağmen o denli iyi pişmiş ki ağızda hemen dağılıyor. Kesinlikle denenmeli.

Floransa ilginçlikler, gizemler ile dolu. İstanbul ve Roma gibi umulmadık yerlerde umulmadık sürprizlere gebe. Bunlardan birisi de San Lorenzo kilisesi.

Kilisenin facade bölümü tam bir hayalkırıklığı. Öyleki kiliseye bakınca eskiliği yüzünden okunmakta. Giriş paralı ve belirli saatlerde mümkün. Biz bu belirli saatlerin kapsamının dışında kaldığımızdan giremedik, o ön yüzün yarattığı hayalkırıklığı nedeniylede sonra döneriz bile demedik. Ama aslında bu kilise oldukça önemli bir yapı. Başta 1.Cosimo olmak üzere Medici familyasının mezarları bu yapıda saklı. İçerisinde Brunelleschi, Michaelangelo gibi ustaların yaptığı ,elinin değdiği pek çok yapıt ublunmakta ve duomonun çan kulesinden bakıldığında epeyce büyük bir yer kapladığı görülüyor. Buna karşın ön cephede özellikle demir parmaklıkların ardında kalan ahşap kapı güzel ama çokta zarif bir görünümü yok.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s