Türk Korsanlık Tarihi-2

Korsan ve Korsanlık

 

Genel olarak kitlelerce bir nevi deniz haydutluğu olarak nitelendirilen korsanlık ve bunu ifa eden kişi olan korsan karakteri konunun içine girildikçe aslında bambaşka bir içerikle karşımıza çıkmakta. Korsanın basit anlamıyla bir haydut olarak kabullenilmesi özellikle televizyon  ve sinemada görülen tiplerden kaynaklanmıştır. Korsan,cani,zorba,ahlak kurallarının ötesinde bir yaşam süren bir karakterdir ve eninde sonunda masumlara yaptıklarının cezasını çeker.

 

Bundan dolayı ortalama Türk insanına “Barbaros bir korsandı” dediğinizde çok sert bir tepki alırsınız. Korsanlık tam anlamıyla zihinlerde deniz haydutu olarak bir yer edindiği – yada edindirildiği – için denizcilerimize kondurulamaz. Halbuki Katip Çelebi olsun,Selaniki olsun dönemin tarihçi yada vakayünistleri bunu gayet doğal karşılamaktadır. Öyle ki korsanlar sultanın yani bir bakıma halifenin nizami deniz gücünün kaptan-ı deryası olabilmişlerdir.

 

Korsanlık deniz haydutluğu olarak görüledursun konunun derinliklerine inildiğinde dünya tarihinde askeri, kültürel,iktisadi ve sosyolojik açıdan çok önemli bir mekanizma olduğu görülür. Korsan kendini destekleyen askeri gücün bir enstrümanıdır. Genelde Avrupa krallıklarında korsanların transferleri bile söz konusudur. Kudretli bir korsan reisi bir krallık için önemli bir kozdur. Çünkü korsanlar şehirleri yağmalayıp yok edebildikleri gibi bir şehri gerek üs olarak kullanıp gerekse koruma altında tutup gelişmesine de sebep olabilmektedirler.

 

Korsanın sosyolojik ve ticari açıdan da incelendiğinde sistemin bir parçası olduğu aleni bir şekilde görülür. Korsanlar her zaman nemli ticari rotaların üzerinde yer alırlar. Bu da gayet doğaldır. Ticaret yolları üzerinde olmayan bir bölgede tek geçim kaynakları gemilerden elde ettikleri ganimet ve haraç olan korsanların da olmayacağı aşikardır. Dikkat edilirse korsan kelimesinin kökeni olan kelimelerin Latince ve Yunanca olması bu dili konuşan ülkelerin geçmiş zamanlarda önemli ticari filolara ve ticaret hacmine sahip olması ile de ilişkilidir. Ticaretin yoğun  buna karşın otorite ve denetimin zayıf olduğu her yerde bir başka otorite olarak korsanın kendisi karşımıza çıkmaktaydı. Son parça malında deposuna konduğu geminin limandan ayrılışıyla beraber bu geminin yolunu gözleyen birileri de aynı rotada yelken açmıştır adeta… Ta Fenikelilerden beri en az malları karşı kıyıda bekleyen müşteriler kadar hevesle bekliyor olmalılar. Bir tacir olarak yapabilecekleriniz sınırlıydı. Ya korsanla savaşırdınız ya da şansınıza güvenip kaderinize sığınmış bir şekilde korsanlara yakalanmadan yolunuza giderdiniz. Ya da son bir seçeneğiniz vardı. Haracınızı düzenli bir şekilde öder hiçbir sorun yamadan nakliyatınızı sürdürürdünüz.O zaman işler güvenli olurdu. Aslında haracını ödeyen herkes için güvenlik vardı. Tacirler için,sahil şehirleri için hatta uluslar için…

 

Devletler ne denli güçlü olursa olsun korsanlar ve korsanlıkla uğraşmak durumundaydı. Venedikliler en güçlü zamanlarında Adriyatikte korsanlarla uğraşıyorlardı. Türk korsanları İzlandadayken bu kez Venedikliler Adriyatikta Uskokları Osmanlının başına musallat etmişti. Sistem her yerde benzeri bir şekilde işlemekteydi. İskandinavlar Hollanda ve İngiltere kıyılarını ,İngilizler ise başta İspanyollar olmak üzere Hollandalıları ve Fransızları vuruyordu. Fransızlar ise ayrım yapmadan güçlerinin yettiği herkese saldırıyorlardı. İspayollar ise tıpkı İtalyan devletleri ve Malta şövalyeleri gibi fırsat buldukça Kuzey Afrika kıyılarına saldırıyorlardı.

 

Gerçekten kendi başlarına piratlık eden gruplarda yok değildi. Ağırlıklı olarak Kuzey Afrikadaki Araplar arasından çıkmaktaydı bu gruplar.

 

Korsanlık kavram olarak ele alındığında iki alt kavramında incelenmesi gerekliliği baş gösterir. Bunlar pirat ve korsan terimleridir. Pirat ve korsan pek çok yerde birbirleriyle karışır yada ayrıştırılamayacak kadar iç içedir. Hatta konunun bir tarafı değilde sadece gözlemciyseniz aslında bir farkta yoktur. Yani çeşitli açılardan ele alınıp,gözden geçirilmesi gereken bir konudur. Göreceli olarak yaklaşılan iyi ve kötü kavramları korsanlığın içinde de kendisine bir yer edinebilmiştir. Uluslar açık yada kapalı olarak kendi menfaatleri için bazı korsanları desteklemişlerdir. Bu durum bir başka taraf için cani,barbar,katil sıfatları ile anılan kahramanların çıkmasına sebep olmuştur. Hatta piratlıktan korsanlığa geçiş süreci gönülden gelen bir katılım ile olabildiği gibi yaşamsal bir karar olarakta gerçekleşmiş olabilir.

 

Korsanlıkta pirat gerçekten ganimet ve yağma için akın yapan haydutlardı –yada bir taraf için bu şekilde görülüyordu- Anlaşılacağı üzere bir tarafın korsanı olmanız diğer tarafın gözünde sizi pirat konumuna getirmekteydi. Bu konuda verilebilecek en iyi örnek tartışmasız İngiliz Francis Drake’dir. Bir pirat olarak açıldığı denizlerde ilmek boynunda iken korsanlığa sıçrayarak aşama katetmiş ve akabinde sir ünvanını almıştır.İngiltere direkt yada endirekt olarak Fransa ve İspanyaya karşı filosundan faydalanmıştır.Fakat Drake bir İngiliz sir’i olsa da Fransızlar ve İspanyollar için daima yakalandığında idam edilmesi gereken kanunsuz bir pirattı.

 

Korsanlık araştırıldığında korsan yerine çeşitli kelimelerinde kullanıldığı görülmektedir. İngilizlerin Atlantikte özellikel İspanyollara ait ticari gemileri vurmakta kullandığı privateer ’lar gemisini, silahını, personelini kendisi temin eden ve hükümetçe yabancı bayraklı ticaret gemilerine el koyup soyma yetkisi verilmiş özel paralı deniz askeri gücüdür. yani bir nevi paralı deniz askeridir. Bunlar ağır ispanyol kalyonlarına saldırmak için kullandığı hafif ve hızlı giden manevra kabiliyeti yüksek tekneler kullanırlardı.

 

Hollanda donanmasının, korsanları yakalamak için kullandığı teknelere hafif ve hızlı giden teknelere jacht adı verilmişti. İngilizce’ye bazı diğer dillere yacht olarak giren bu kelime hızlı giden,yakalayan anlamına gelmektedir.  Bu gün yat  olarak isimlendirilen özel gezinti teknelerinin adı da buradan türemiştir.

 

Fransızlar ise corsair kelimesini kullanmaktaydı. Fransızların corsairleri 1400 ‘lü yıllarda bizzat kralık verdiği bir ferman ile korsanlık yapmaktaydı. Merkez üsleri Brittany yöresi idi.

 

Türk korsanlarının ise Kuzey Afrikada Magrip yani Fas, Tunus,Cezayir, Trablusgarb (Libya )gibi ülkelerde yerleşmeleri nedeni ile, bu bölgenin yaygın berberi halkından türetilen isim kullanılarak barbary corsairs olarak anılmışlardır.

 

Ayrıca  pirat olarak bağımsız ve yasadışı l faaliyet gösteren korsanlar, İspanyolların ticari  rotasına yakın olan Antiller, Bahama, Karayipler  bölgesinde üslenmişlerdir. Bu bölgede faaliyet gösterenlere antiller halkının konuştuğu arawak dilindeki  buccan kelimesinden bozularak Fransızcaya geçen boucanier terimi kullanılmıştır. Kelime zamanla buccaneer halini almıştır.

 

Piratlık her ne kadar illegal olsa dahi içeriği ve sonuçları bakımından yine bir ticari değer oluşturmaktaydı. Yağma edilen malların yani başka bir deyişle ganimetlerin tekrar pazarlara sürülmesi süreci oldukça karlıydı. Zaten denizlere kıyısı olan tüm devletler kendi sahil ve gemilerinin vurulmaması şartıyla piratlığı desteklemekteydi. Piratlık ganimetlerinin ve köle satışlarının büyük tutarlarda olması ve aşırı karlılığı belirli pazarların kendiliğinden oluşmasına zemin hazırladı. Pazarların kontrol altında tutulması ve satışlardan vergi geliri sağlanması için piratlığın yasallaşması 1400 yılında Fransa kralı charles’in fermanıyla olmuştur. Bu ferman Fransız piratlarının (yada piratların Fransa adına) düşman devletleri vurmalarını devlet emriyle yapabileceğini yetkilendirmiş olduğu gibi kazançlara da devleti ortak ediyordu. Fransız piratlığının yasal merkezleri olan Dunkerque ve Saint Malo limanlarından 1688-1783 yılları arasında 12 bin talan yapıldığı belirtilmiştir.

 

Bunun yanı sıra sadece korsanların kendi içlerinde bir yönetim örgütlenmesine gittikleri Karaiplerdeki Tortuga gibi piratlık merkezleri ,Fastaki Sale gibi idare ve hukukun İstanbuldan gönderilen bir kadı tarafından yürütüldüğü ama ekonomik kontrol ve asayişin piratlarca sürdürüldüğü yerleşimleri de anmak gerekir.

 

Hatta Türklerin sürekli vurduğu İtalyan sahillerindeki Livorno şehrinin ,kenti tüm korsanlar için belirli şartlar ve vergilendirmeler karşılığında lojistik ikmal ve serbest pazar yeri olarak kullanabilmelerine olanak sağlamıştır. Böylece şehir hem ekonomik açıdan gelişme imkanı bulup daima anlaşmazlık içinde oldukları komşu ve rakip Pisa’lılara karşı üstünlük sağlamış olduğu gibi Pisa’lıların saldırılarına karşıda güçlü bir ittifak elde etmiş oluyorlardı.

 

İlginç bir anekdot olarak şehirdeki yortuda Meryem Ana heykelciğini Türk korsanlarının şehirde bulunan leventlerinin de taşıdığı yazılmakta. Leventler bunu ,”Meryem Ana’nın bizimde annemiz “ diyerek yapıyorlarmış.

 

Avrupa korsanlığı (yada piratlığı) pek çok büyük isim çıkartmıştır. Bununla beraber bu korsanların hiç birisinin Türk korsanlarına karşı bir başarısı kayıtlarda karşıma çıkmadı. Avrupalı korsanlar başarılarını Atlantikte birbirlerine ağırlıklı olarak İspanyollara karşı kazanmışlar. Bu isimlerden,16.yy’da İngiliz Francis Drake, Fransız Jean Fleury ;17. yy’da mareşalliğe dek yükselen Jean Bart ve 18 .yy’da baronluk payesi verilen Fransız Surcouf’u görmekteyiz.

Türk korsanlığını kendi içinde araştırılmak için iki yöntem kullanılabileceğimizi düşünüyorum.

İlk yöntemde Türk korsanlığının başlangını ile 1503 yılında artık Venedik tehlikesini bertaraf edişi arasındaki süreci değerlendirebiliriz. İkinci aşamada ise büyük reisler ve yaşadıkları anlatılabilir.Üçüncü aşamada korsanlığın Atlantikteki aşamaları ,ivmesi gitgide yavaşlasa da yükseliş ve duraklama dönemleri ele alınabilir. Dört numarada korsanlık mekanizmasının gerileme ve bitişi yer alır. Son etap ise Yunanistanın bağımsızlığını kazanmasıyla Türk kıyılarını korsanlık mekanizması ile terörize etmesi ve son akıncı Rauf Orbay’ın Hamidiye Kruvazörü ile yaptığı kahramanlıkları içerebilir.

 

Diğer bir yöntem ise başlangıçtan son büyük reis olan Kılıç Ali Paşa dönemine dek anlatmak ardından Garp Ocakları kapanana dek önemli olayları anlatmak şeklinde olabilir.

 

Ben elimden geldiğince ilk yöntemi kullanmaya gayret edeceğim.

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s