Likya turu Bölüm 2

Likya Turu (Ağustos 2006) Bölüm2

Dalyan ve İztuzu Plajı

 Yörenin en ilginç yerlerinden biriside Dalyan ve İztuzu plajı.Dalyan geniş sazlıklarla kaplı bir sazlık.Köyceğiz gölünün denize ulaşmaya çalıştığı alanı kapsamakta.Özellikle  yukarıdan çekilen fotoğrafları oldukça göz okşamakta.Sazlığı detaylıca inceledim.Sazlar,sanki yüzlerce yıl üst üste birikmekten birikmiş saz adalarının üzerinde yetişmiş gibi.Derinliği Tanrı bilir ama girip tek bir kulaç bile atmam.Sazlar suyun yarım metre kadar altında kaldırım taşı benzeri nesnelere ulaşmakta.

 Dalyan pek çok balık ve kuş türüne ev sahipliği yaptığı gibi ender bulunan carette carette ve nil kaplumbağalarına da yataklık etmekte.Gittiğimiz dönem carettalar için uygunsuzdu öte yandan olanca dikkatimi vermeme rağmen nil kaplumbağası da göremedim.

 Dalyanda İztuzu plajına giderken  sağınızda antik Kaunos kentinin kaya mezarlarına rastlıyorsunuz.Amintasla kıyaslandığında daha görkemli ve daha sarp yamaçlara kurulmuş durumdalar.Kaunos Likyayı oluşturan sitelerden birisi.Hikayesi oldukça ilginç.Kralın Kızı ve oğlu birbirine aşık olur ,kral bu aşktan vazgeçmesi için oğlunu uyarır,kızını sürgüne gönderir.Oğlan kensi adamlarıyla beraber babasından ayrılarak buraya gelip kendi şehrini kurar ama kardeşiylede bir daha görüşmez.Kızda intihar eder.(Bunun bir benzeri de yunan mitolojisinde var.)

 Geçenlerde Kaunos için TRT2 de bir belgesel yayınlandı.Kıyıdan pek bir şey görünmese de büyük bir şehir var.Civardaki bir hapishanenin tutukluları şehrin kazılarında çalıştırılmakta.İlginçtir,mahkumlar çalışmaları aşırı derecede sahiplenmişler.Bu çalışmaların yarattığı hava hepsinde geçmişteki hatalarına karşı bir pişmanlık oluşturmuş,ders almalarını sağlamış.Ülkemizin tanıtılması,gelmiş geçmiş kültürlerin halkımıza tanıtılması çok gerekli bir olgu.

 Kaunosun tam karşısında sazlıkların ortasında üzerinde ağaçlar olan bir kayalık var.Bir dahaki gelişimin hedeflerinden birisi de burası.

 dalyanda gün içinde gidebileceğiniz yerlerin sayısı çok fazla değil. ya iztuzu plajına gidebilirsiniz, ya da çamur banyosuna. çamur banyosu için tek ulaşım imkanınız teknelerken, iztuzuna karadan ve denizden ulaşmanız mümkün. karadan yaklaşık 6 km’lik bir yol ile ulaştığınız plajın gökbel diye de anılan diğer ucu. burada 3 milyon giriş ödeyerek arabanızı park edip denizin tadını çıkartıyorsunuz. ( dalyandan kalkan dolmuşlarla da gelmek mümkün. ) .Tekne ile gitmek isterseniz 4 milyona gidiş/dönüş bilet almanız mümkün. bu durumda tekneler sizi plajın bitiş noktası delikli ada ve dalyan girişi kısmına bırakıyor. dönüş ise akşam 7ye kadar gene dolmuş tekneler ile yapılıyor.
günlk tekne turları ise 2 ana güzergaha yapılıyor. birisi çamur banyosu-kaunos kalıntıları-iztuzu plajı, diğeri ise
göcek koyuna dek uzanan açık deniz turu dedikleri tur

 Rivayettir, humphrey bogardin unlu the african queen filminin bir kismi bu deltada cekilmiştir.Bir daha ki sefere dikkatli seyredeceğim. 🙂

 İztuzu plajına teknelerle 35-40 dakikada ulaşabilmektesiniz.

 İztuzu plajı meşhur caretta caretta kaplumbağlarının yumurtlama mekanı. Ama gözünüzde canlandırmak için şu şekilde tarif edeyim. yaklaşık 5km. boyunca uzanan bir sahili vardır. denizi tamamen kumdur ve derinleşmesi 30-50 m. arası bir mesafede olur. Öte yandan Köyceğiz gölü de kumluk ama öyle bir tezat ki çok hızlı derinleşiyor. Kıyıdan 5 m. Açıldığınızda su sanki dik bir yokuşun üstünde gibi hissediyorsunuz.Açılmamakta fayda var. Buradaki güzel bir uygulama da plajda bir ambülans, acil yardım teknesi ve sağlık ocağı binasının bulunması.
Plajın hemen arka tarafında bulunan gölün kurumaması için ufak bir kanal açılarak dalgalar ile gelen suyun buraya akması sağlanmış.

 Plaj popülasyonunu özellikle eski doğu bloku ülkelerinin hatunları oluşturmakta.Özellikle rus bayanlar fark ediliyor yada bir şekilde kendilerini fark ettiriyorlar J

 Kumsal harika.Kısacık sürede harika kaleler yaptım.

 Saklıkent ve Yakakent:

 Saklıkent Muğla ile Antalya arasında uzanan sarp bir kanyondur.Fethiyeye yaklaşık 30 km uzaklıktadır.Bulunalı pek olmamış.Boydan boya geçen ekiplerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.İlk geçen ekip Atlas dergisinin.Bulunuşu 80’lerin başındadır.çoban otlattığı keçi koyun türü küçükbaşı kaybeder.hayvanları en sonunda bu kanyonda bulabilmiştir.Çoban ağabeyimiz zamanla otel vb de yapsa yine bir rivayetle karanlık kişilerce korkutulmuş ve yöreden uzaklaştırılmıştır.

 Etrafında alabalık ve açık büfe yiyecek hizmeti veren yerler var. Akarsuyun üzerindeki çardaklara kurulup afiyetle yemeğinizi yiyebiliyorsunuz.Ücret 10 YTL.Yemeğin güzel olduğunu iddia edemeyeceğim ama ambiyans gerçekten harika.

 Gelelim kanyona,gözünüzün önüne yamaca bitişik 1 m.eninde bir köprüden bir kıyıya geldiğinizi canlandırın.Kıyının hemen yanında gürül gürül adeta patlayarak çıkan buz gibi bir su var.Buz gibi lafı abartı değil,kendime bu konuda çok güvenmeme rağmen ayaklarımı bir müddet hissedemedim.İlkbaharda dağlardaki karlar eridiğinde su nasılda soğuktur,nede hızlı akıyordur kim bilir.

 Akılsız başın cezasını yine ayaklar çekti.Terlik getirmemiştim.O nedenle annemin 36 numara,turuncu terliklerini 41 numara ayaklarıma geçirdim.Ayağı saran sandaletler ile girmeniz iyi olacaktır.Gerçi ayakkabı vb kiralıyorlar ama mantar hastalığını başka yerlerde de kapabilirsiniz,acale etmenize gerek yok.Kanyon başlangıcına dek giden su içindeki ilk aşamada taşlar kaygan.Fotoğraf makinanıza dikkat etmelisiniz.Akıntı,soğuk ve kaygan taşlar sizi oldukça zorlayacak.

 Kıyıya vardıktan sonrası kolay.Sarp yamaçların arasında kalan bir yarıktan yürüyorsunuz.Baseninize değin gelen bir su ve bir yükseltiye dek sorunsuzca ilerleyebilirsiniz.

 Yakakent ise turların son gününe saklanmakta. Son gün burada oyalanıp gününüz öldürülmekte.Yakakente çıkmak için Tlos antik kentinin yanından geçiyorsunuz.Tlosta heybetli bir kent.Savunulması da Telmessosa (günümüz Fethiyesine ) nazaran çok daha kolay.Fakat giremedik,turun genç nüfusu dinlenmeyi tercih etti.Benimde içim gitti.

 Dağın tepesine yakın,yine sulak bir yer burasıda.Pek çok nar bahçesini ve alabalık çiftliklerini geçerek ulaşılıyor burayada.Restoran tarzı,gözleme ,balık vb yapan bir yer var.Yukarılardan akan ve çeşitli havuz ve havuzcuklardan kademe kademe inen su bardakla hemencecik içilebiliyor.Su çok soğuk.İlla suyu direkt içeceim diyorsanız çıkabileceğiniz en üst havuzcuğa ulaşın ve oradan için,arada ayaklarını sokak bedevi ruhlu insansılar olabiliyor.

 Tekne turları.

 Turların içerisinde pek çok tekne turu da olmakta. Örneğin bir haftalık bir turda dalyan,ön iki adalar,körfez turu ve kelebekler vadisi seferi olmak üzere en az dört kez denize çıkabilirsiniz.Bunlardan sadece kelebekler vadisi seferi zorlu ,direkt açık denize çıkıyorsunuz ve dalgayı yandan alıyorsunuz.Meşhur kelebekler vadisine gitmek için ölüdenizden binmeniz gerekiyor.Söylenene göre ölüdenizin kaptanları kelebekler vadisine gitmeye pek istekli değiller.Sabah tekneyle yola çıkıyorsunuz,adam bir saate yakın bir süre geniş aralıklı ,hacimli açık deniz dalgasını yandan aldı.Dalgaya yolu gereği direkt gidemezdi ama çaprazdan alsaydı bu kadar sallanmazdı.Çok kişi kustu yada nasıl becerdilerse uyuya kaldılar.(Bu kaptanlarımız marmaranın lodosunda ne yaparlar görmek isterim gerçekten)İşin en büyük rezilliği kelebekler vadisinin ağzına kadar gelip şartlar elverişsiz diye aynı yolu geri dönmemiz oldu.

 Kelebekler vadisine bu adamların işkencesine mağruz kalmadan Faralya denilen köyden inilmeli.Vadide bir iki gece geçirmek lazım.Gün batımı ve doğuşu çok anlatılıyor.Bir nevi asri zaman hippilerine ait bir yer.İki yada üç şelaleden bahsedilmekte.Yalnız Faralya inişinin zorlu olduğu anlatılmakta,aman dikkat.

 Neyse aynı günün devamında körfezin karşı tarafında açık denize kapalı koylara yönelindi ve herkes mutluluğa erdi.Zaten anladım ki kültür turu hikaye amaç yüzme.Dönüşte ben yine bir sallantı beklerken suyun sütliman olduğunu görünce afalladım.Demek ki neymiş efendim,öğleden sonra deniz yumuşuyor ve istenirse kelebekler vadisine gidiliyormuş.

 Tekne turlarında pek çok yere gidiyorsunuz.Ama genel olan fiyatlar 10 YTL civarında.Buna yemekte dahil.Kimi teknelerde kaydırak türü ıvır zıvırda mevcut.Teknelerde akvaryum var dediklerine aldanmayın Mısırdaki gibi teknelerin altı yek pare cam değil.Livar gibi bir iki yere çift cam yerleştirmişler olmuş bitmiş.Ama oldukça güzel yerler var.Hele kendinden küçük bir koya sahip bir ada ve koydaki ada arasındaki boyu geçmeyen alan arasında yüzmek inanılmaz bir zevk.

 Kaş ve yine tekne turları

 Yine makilikler arasında,Fethiyeden epeyce uzun bir mesafeyi ,bol virajlı yollarda aldıktan sonra varıyorsunuz.(Bu kısımda bazı yerleri başka tekne turlarında gidilen yerlerle karıştırabilirim affola)

 Kaşın eski adı Antiphellos.Meis adasının karşısında.Kaşa giderken yine harika yerlerden ,pek çok kaya mezarının civarından geçiyorsunuz.Yolda bir viraj var.Yapım sırasında pek çok işçi ölmüş.Ama inanılmaz bir denizi ve manzarası var.Aşağıda bazı bilgiler var.Belki ilgi çeker.

 kaş; yüzölçümü 2231 km kare olan bir ilçedir. batıda eşen çayı ile fethiye’den (muğla) ayrılır. doğuda kale (demre)’ye kuzeyde ise elmalı ilçesine komşudur. antalya’ya 168 km. mesafede ve akdeniz’de ise meis adası ile karşı karşıya olup, bu ada vasıtasıyla yunanistan ile komşudur. kaş’ın sahil uzunluğu 70 km civarındadır. kaş’ta akdeniz iklimi
hüküm sürer. yazları sıcak ve kurak, kışları ılık ve yağışlıdır. deniz seviyesinden 700 m. yüksekliğe kadar akdeniz iklimi etkisi görülür. yüksek kesimlerde ise karasal iklim etkisindedir.

ekonomik ve sosyal yapı

ilçenin ekonomik ve sosyal yapısı son yıllarda çok önemli değişikliklere uğramıştır. önceleri toprağa bağlı, tarımcılık ve hayvancılık yapılırken, bu gün yerli halkın ve dışarıdan gelen birçok müteşebbislerin turizme yönelik işler yapması, ekonomik ve sosyal yapının değişmesine yol açmıştır.

ekonomi

kaş halkı geçimini yaz aylarında turizm amaçlı pansiyon, otel, ve motel işletmeciliği yaparak sağlamaktadır, ilçe halkının çoğunun yayla köylerinde toprakları mevcuttur. ova ve yaylalarda yurdumuzun önemli yaş sebze, meyve ve çiçek üretimi yapılmaktadır. kış aylarında da üretim seralarda yapılarak içte ve dışta pazarlanmaktadır. yine yüksek ve dağlık yerlerde elma üretiminde önemli bir tarım girdisidir.

tarım ve hayvancılık:

ilçemizde toplam tarım arazisi 22.536 ha, sulanabilir alan 12.246 ha, hububat 8400 ha, yemeklik baklagiller 1.050 ha, endüstri bitkileri 150 ha, yağlık tohumlar 1700 ha, yumru bitkiler 20 ha, meyveler 1.643 ha, bağ-zeytin 3167 ha, açık tarla sebzeciliği 2261 ha, örtü sebzeciliği 1.510 ha olmak üzere toplam ekili alan 19.901 ha, nadas alan 2970 da. dır.

nüfus ve idari yapı

ilçemiz merkezi ile belde ve köylerde 2000 nüfus sayımına göre toplam nüfusu 47.594’dür.

kültür

kaş ve çevresinde giyim, elsanatları ve halk oyunları bakımından hala geleneklerini devam ettirmektedir. yörenin ünlü "barak kilimi" yayla kılıçlı ve yeşilbarak köylerinde dokunmaktadır.

turizm:

ilçe merkezi kalkan ve gelemiş köyünde son yıllarda turizm, hızlı bir şekilde gelişmektedir. bu nedenle turistik tesislerin sayısı hızla artmaktadır. ilçe merkezi, kalkan ve gelemiş köyünde toplam 35 turizm işletme belgeli tesis bulunup, oda sayıları 1467 ve yatak sayıları 3061’dir.
kaynak:www.antalya.gov.tr

 Kaşın içindede pek çok lahit vb var.Özellikle bir kral mezarı olan Aslanlı mezar çok ilginç.Sokakları oldukça sevimli.Dükkanlarında çok kötü kazıklanacağımızdan korkarken en ufak bir zarara dahi uğramadık.

 Tekne ile pek çok yere uğruyorsunuz.Batıkkent oldukça meşhur zaten.Keşke dalgıç olsaydım demeyin dalışta yasak.Tam karşısında harika başka bir yer olan Kale köy var.Tepesinde kocaman bir kale var ki adıda buradan gelmekte.Zaten tepelere dikkatli bakarsanız çok sayıda kale yada kalıntısı var.Köyün yapısı,binaları görülmeye değer.Tepede Rahmi Koçunda bir evi var.Ev bir kaya mezarının üzerine kurulmuş.Olur bizde böyle olaylar diyoruz.Hemen yanındaki koy büyük deniz akıncısı Rauf Orbayın Hamidiye zırhlısı ile bulunduğu gizli limanı.Hemen yanında bir başka koyda denize girdik.Su derin ,ama oldukça temiz olduğundan dibi görünmekte.

 Dönüşte Noel Babanın kilisesinin olduğu Dermeye gidecekken gitmedik.Herhalde Noel Baba nasıl olsa yılbaşında gelecek gitmeye gerek yok dendi.

 Son olarak hangi tekne turuna ait olduğunu bilemediğim bir iki yerden bahsetmek istiyorum.Çeşitli kişilere ait özel mülk adalar.Uzanlara,Çillerlere,Simavilere ait adalar.Bir ada kimden alınır yada kim satışa koyar .

 Akvaryum Koyu diye bir yer.Su buz gibi.

 Birde Kleopatra hamamı diye bilinen bir yer var.Kleopatra kısmı işin palavrasıdır tahminen.Kanımca su içine çökmüş bir iki yapı söz konusu.Gerçekte tektonik hareketlerin sıklıkla yaşandığı bir yer burası.Adanın kıyısında hamam olduğu iddia edilen bir yapı var,her Allahın kulu içinde dolaşıyor.Ama az dikkat çeken şey,adanın tepesinde de kaya mezarları var.Çıkabileceğimi zannederek ilerledim ama sonra ormanda köpek vb çıkabileceğini ve tahmin ettiğim sürede varamayacağımı düşünerek caydım.Ayakkabı giymelisiniz bu tip yerlerde.Sandaletlerimle gereksiz sıçramalarım sırasında ayağımı kötü burktum.

 Çeşitli linkler

 http://www.kasexplorers.com            kaş

http://www.dalyaninfo.com/frtur.htm  dalyan ve çevresi

http://www.babadag.com/…n.php?lang=tr&p=gallery             ölüdeniz vb

http://www.shesailing.nl/…ling/bijlage/kayakoy.html    kayaköy

http://www.ifsak.org.tr/icerik.php/1413?sit_id=1 kayaköy

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s