Karaköy -Galata – Pera

Karaköy-galata-pera

Kimi rotalar başlangıçta  kolay olarak görülmektedir.Ama İstanbul gibi tüm yapıların,eserlerin literatürize edilmediği yerlerde bu mümkün değil.Girdiğiniz her bir sokak yeni bir yapı ile sizi karşılarken es geçtiğiniz

 

Arap Camii  Galata Surları  Galata Surları

 

Arap Camii  Galata Surları  Sen Piyer Hanı

 

Sen Piyer Hanı  Galata Surları  Galata Kulesi

 

 Buradan çıkınca bir cami ile daha karşılaşırsınız.Bu camininde hemen giriş kapısının üzerinde yer alan Davut yıldızı dışında herhangi bir ekstra özelliği söz konusu değildir.Bu camii Kemankeş … Paşa camiidir.

 Karaköy sokaklarında çok sayıda art neveue tarzı yapı var.Gerek sokakların darlığı gerekse bu tip yapıların olabileceğini ummamanız nedeniyle şimdiye kadar farkına varmamışsınızdır.İyi bir fotoğraf alabilmek için konkav mercekli objektiflere ihtiyacınız olacaktır.

 Bu binalarda pek çok ilginçliği saklamakta.Hatta bu binaların bazılarında çeşitli milletlerin kiliseleri dahi mevcut.Örneğin bu harika binalardan birinin en üst katında bir Rus kilisesi  yeralmakta.Ama bu bina gibi pek çoğuna girmeye çalıştığınızda bazı orman kibarlarıyla tanışma şerefine nail olabiliyorsunuz.Bu adamlarla tartışmaya,konuyu uzatmaya gerek yok.Kısacık bir süre içinde  çok sayıda yandaş toplayabilecek kadarda popülerler.

 Karaköyün barındırdığı ilginç mekanlardan biriside Türk Ortodoks Patrikhanesi ve ona bağlı kiliseler.Patrikhanenin hikayesi oldukça bilindik olduğundan bu konuya değinmeyeceğim.Şu an fazla bir cemaati yok,Murat Belgeye bakarsanız cemaat bile diyemeyeceğiniz bir kitle.Aslına bakarsanız cemaat nüfusunun azlığı nedeniyle Fener Patrikhanesinin İsviçreye taşınması söz konusuyken Karaköy Patrikhanesinin yaşamasına anlam vermek güç.

 Patrikhanenin dış avlusunun duvarlarında Karaman ve civarından getirildiği söylenen taş kitabeler sıralı.Fakat bildiğim kıt Yunancaya rağmen Karamanlıca bir şeye rastlayamadım.Üstünkörü bir gözlemle yazıların daha çok slav tarzı el yazısını andırdığını belirtebilirim.

 Patrikhane görevlileri oldukça güleryüzlü ve yardımsever.Diğer kiliselerde yaşadığımız terslikler ve tavırlarla karşılaşmamak bizi oldukça mutlu etti.Aksine güleryüzlü,samimi konuşma ve bilgilendirici bir sohbet ile karşılandık.

 Ayin yapılan kısım kapalı olduğundan içeri girebilme imkanımız olmadı.Görevlilerin samimi tavırlarını suistimal etmemek içinde ısrarcı olmadık.Bununla beraber kilisenin camlarından içerisinin resimlerini alabildik.Tüm Ortodoks kiliseleri gibi oldukça karanlık ve kasvetli bir hava var.

 Kilisenin narteksinde tavalı asılı duran,bakırdan yapılmış olduğunu sandığım bir gemi maketi mevcut.Geminin sohbetimiz esnasında Santa Klausun gemisi olduğunu öğrendik.Aziz Nikola,çocukların,gemicilerin ve tacirlerin koruyucusu olarak anılmakta.Görevli,her kilisede bu gemiden olduğunu söylediyse de geçmiş tecrübelerimiz esnasında böyle bir şeyle karşılaşmadığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.Koridorun dibinde,her iki duvarında dibinde birer tabut durmakta.Tabutların Rus Ortodoks kilisesinin hediyeleri olduğunu sonraki araştırmalarımızda öğrendik.Görevli dostumuz,tabutların önemli kişilerin olduğunu söylediyse de kimlere ait olduğunu bilememekte.Burasıda tıpkı bu tabutların Rus kilisesinde ne aradığı,neden hediye edildiği gibi bir muamma.

 Patrikhanenin kapısının solundaki amblem ve Türk Ortodoks Episkoposluğu yazısı Atatürkün büyüklüğünün ve uzak görüşlülüğünün bir kanıtı olarak bizi selamlamakta adeta.Gagavuz ırkdaşlarımız mutlaka Patrikhaneye bağlanmalı.(Türk Patrikhanesine karşı çıkanlar,Sırp Patrikhanesini Sokullu Mehmet Paşanın kurduğunu biliyorlar mı?)

 Patrikhanenin aynı sokak üzerinde kapalı duran iki kilisesi daha var.Birisinde bir aile kalmakta ama giriş için izin vermemekte,diğerinde ise kimse yok.

 Öte yandan yola Karaköy meydanını baz alarak başlarsanız,etrafınızdaki binalara bir müddet dikkatlice bakmalısınız.Özellikle Halk Bankasına ait binanın oldukça güzel işlemeleri söz konusu.Yolu takip ettiğinizde St.Benoit Lisesi ve içerisindeki Bizans kubbeli yapı dikkat çekmekte.Lisenin bitişiğinde kilise olması muhtemel bir yapı daha var ama girişini bulamadık.Lisenin tam karşısında,duvarları kararmış bir Ermeni kilisesi durmakta.Dışarıdan her ne kadar bakımsız görünse de büyük bir tezat oluşturacak bir iç yapısı söz konusu.İçerisinde çok yüksek ama işlemesiz bir kubbe ve Anadolunun çeşitli yörelerinden toplandığına inandığım dini objeler bulunmakta.Özellikle altar kısmının sağında ve solunda Ermenice yazılmış büyük kitaplar mevcut.Kilisenin içerinde düz giderseniz kilisenin vakfiyesi olduğunu sandığım bir okul yada işyeri var.Sanmamın nedeni Ermenice harflerden bir şey anlamamamın yanı sıra kilise görevlilerinin olumsuz tavırları nedeniyle bilgi toplayamamam.Öyleki içeriye fotoğraf çekmeme şartı ile binbir güçlükle girebilmemize rağmen görevli her adımımızda bizi bir ruh gibi hiçte dostane olmayan bakışlarla  takip etti ve hiçbir sorumuza da yanıt vermedi.Bu tavırlardan oldukça rahatsız olduk ama üstelemedik.Genelde bu tip kiliselerde Hakkari taraflarından Keldani ailelerin görevli olarak yerleştirildiğini bildiğimizden üstelemiyoruz.Çünkü biz gezmek,kültürel birikimimize katkıda bulunmak amacıyla sokaklara düşmekteyiz.Ama kavga etmek en son tercihimizde olsa seyyahlığımızı aratmayacağını da söylemeliyim.

 Karaköy kısmı karmaşık ve sürprizlere açık sokakları ile oldukça zaman harcamanıza sebep olmakta.O nedenle ya çok zaman ayırmalı yada çok iyi organize olmanız gerekmekte.

Galata isminin kökeni için pek çok rivayet söz konusu.Mesela Bizans zamanında burada mandıraların olduğu için Yunanca süt anlamına gelen galaktozdan türediği en ağır basanı.Türkiyedeki şuursuz tarih üstadlarının her zaman sarıldığı galatlardan da geldiği söylenmekte.Yeni bir varyasyonda İtalyanca denize inen yol  anlamında olduğu. Galata ve çevresinden bahsetmek gerekirse,bu yöreyi de ikiye ayırarak anlatmak daha iyi olacak kanaatindeyim.İlk kısım bir zamanlar Avrupanın ve dolayısıyla dünyanın finans merkezlerinden biri olmuş Peraya yakın  bölgeleri.Ne yazık ki Türk ülkesinde finans ve iktisadın ecnebilerin kontrolünde olması çok acı sonuçları doğurmuş.Halice paralel uzanan ikinci cadde olan bankalar caddesini çevreleyen yapılar,bir bankerin (dönemin en zengin insanı) sadece kendi evine daha rahat gidebilmek için yaptırdığı ve kendi adıyla anılan asimetrik görünümlü merdivenler (komodo merdivenleri),sahilden Peraya işadamlarının yorulmadan ulaşabilmeleri için yaptırılan tünel sizlere dönen paranın miktarı ve gücü hakkında fikir verebilecektir.

 —cadde ile Beyoğlu arasında kalan yöre hakkındaki araştırmalarımız daha önceden yazılmıştır

 Galatada tıpkı Karaköy gibi sokaklarında sizlere pek çok sürprizi saklar.Halen pek çoğunda Cenevizli armaları asılı duran 700-800 yıllık binalar günümüzde çeşitli hanlar yada atelye vasıflarıyla ayaktadır.Bunların arasında belkide İstanbulun ilk camisi olan Arap Camii, şu an içerisinde pek çok dükkanın barındığı Ceneviz Sarayı sayılabilir.

Arap Camiinin kökeni , 8.yüzyılda kenti kuşatan arap ordusunun buraya kadar gelmiş olması ile ilgili olabilir. fakat yapıya arap cami denmesi ile ilgili daha gerçeğe yakın bir açıklama ise 16. yüzyılda ispanya’dan gelen yahudi topluluğunda yer alan arap* kökenli kişilerin bu bölgeye yerleştirilmiş olması ile ilgili olması daha kuvvetli bir ihtimaldir.
Arap cami, fatih mehmet sultan zamanında buradaki dominikenler’e başka bir yer verilerek cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Girişinde yapım yılını 717 olarak belirten bir levha bulunmaktadır mesleme bin abdülmelik tarafından yapıldığı yazan ,. arapların şehri kuşatması sırasında ordunun ibadet ihtiyacını gidermek için yapıldığı söylenir. emevi ordusu şam’a dönünce
dominiken rahipleri burasını kilise haline getirmiştir. daha sonraları dördüncü murad zamanında tekrar camiye döndürülmüştür. birinci mahmudun annesi saliha sultan bu camiye şadırvan yaptırtmıştır. . onceki kiliselerin isimlerinin sirasiyla aya irini ve paolo ve oldugu tahmin ediliyor. daha sonra 14.yy basinda bolgeye yerlesen dominikenler ismini sasritici bir bicimde domenico yapmislardir ahşap işçiliği ile ünlü olan caminin içinde kullanılan ahşap, güve yemesine karşı mukavim olan özel bir ahşaptır. uzun yıllar boyu dayanmıştır. dar uzun bir yapıda ve klasik cami üslubunda olmadığı için kiliseden bozma olduğu yönünde teoriler mevcuttur. doğruluğu tartışılır. kare bir kule şeklinde ilginç bir minaresi bulunan cami, farklı mimarisiyle dikkat çeker
.

 Kuledibi doğrultusunda Beyoğluna çıkarken arada küçük bazı kiliselere de rast gelebilirsiniz.Bunlardan birinin dış kapısını açık bulunca içeri daldık ve avlusunda gezindik.Kripta şeklinde bazı mezartaşları mevcut.Bunların hepsi bir döneme ışık tutabilecek objeler.

 Neve Şalom sinagoguna girmediysekte yüksek kaldırımda bir başka sinagoga dek geldik.Vakit darlığı nedeniyle buna da girmedik.Ama gerek yol üzerinde gerekse ara sokaklarda genelde 1880 li yıllara ait (ve hala kullanılmakta olan)çok sayıda apartmana rastladık.Bu yapılar oldukça hoş detayları bünyelerinde barındırıyorlar ama mutlaka ve mutlaka elden geçirilmeleri,revizyona tabi tutulmaları şart.Arada yine ne olduğu belirsiz bir kalıntı bulduysakta her zamanki gibi en ufak bir açıklama ile karşılaşmadık

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s